AŞK’ÜL AŞK

Müsteb divanı istikrarı istikrazı aşkül aşk olmuş, incili incilanı aşk olmuş, hem aşıkların gözünden süzülen aşk incisi olmuş, bahar mevsiminde nice aşkül aşk olan- ül aşk olmuş, mevsimi baharda nice temsili aşk olan aşkül aşk olmuş, temsilül aşk olmuş, aşk dizisi dökülmüş dane dane inci vü mercan ve gevher gü gümbü olmuş, nar yarılmış içinden dökülmüş güzellik-i güzellik ân-ı dökülmüş. Güzellik aşk, inci-i aşk, nar-ı aşk, nâr-ı aşk olmuş. Gazve gazve meydanlarında cihanın hübbül aşk galip gelmiş, söz müntehası aşktan bahsedilince nihayetlenmezmiş. Nihayet aşk olmuş, aşkül aşk olmuş. Baharistanda bahar’ül aşk olmuş vel bahir’ül aşkü şevkü merdücü mürdâcı müntâyı müştad olmuş, dîdelerin söylemiş, gönlün söylemiş, kelime-i aşk olmuş, kalem yazmış, kelime suhuf olmuş, dîdeler dîdedârı bulmuş, dîde-i aşk olmuş, cilve-i aşk olmuş ve söz olmuş sükkar gibi sükkar aşk olmuş, özgelerin özünden geçmiş özge-i aşk olmuş, vefa bahrinden gelen bahir’ül aşk, denizül aşk ve fani aşk ve her ne var ise alemde minel aşktan olmuş imiş, sevgi varsa aşk varsa oradan imiş.

https://www.instagram.com/abdulhamitaskeri/

KUDÜS ÇAĞIRIYOR ANNE!


Kudüs çağırıyor anne!
Müsaade et gideyim.
Ümmet tehlikede anne!
İnsanlık tehlikede anne!
Ne olur gideyim.
Kudüs bizi çağırıyor anne!
Ah gideyim
Ah, bunca yıl yaşadım da ne ettim?
Hani hangi hayırlı iş ettim.
Anne, ne olur müsaade et, gideyim.
Kudüs bizi çağırıyor anne! Gideyim.
Sular yükseldi anne! Alarmlar çalıyor.
İşler kırmızı çizgiye varmak üzere
Anne! Gideyim .
Tehlike had safhaya vardı, varıyor.
Artık bir saniye gaflet lüksümüz yok.
Kudüs bizi çağırıyor anne!
Gideyim.
Tehlike had safhaya vardı .
Zulüm ve tepinme haddi aştı.
Alçak adamlar mukaddesatımızla
Dalga geçip eğleniyorlar.
Tepiniyorlar, alçaklık yapıyorlar
Eğleniyorlar.
Anne! O sefih adamlar oraya
Nereden geldi.
Anne! Ümmetin yiğitleri nerede?
Hani nerede?
Nerede hani?
Bu iş sadece Filistinli kardeşlerimizin omuzlarında mı kalsın.
Saldırı büyük, nasıl takat getirilsin?
Saldırı kudsiyete, insanlığa,
Ümmeti Muhammededir.
Hem bize bu mücadelenin şeref ve izzeti bahşolunmasın mı?
Anne! Bizi artık kimse durduramaz.
Anne! İnsanlık ölüyor,insanlar ölüyor.
Anne! Kudüs ölüyor nefessiz kalıyor.
Anne buradan seyredecek miyiz?
Nice yollar bulup girecek miyiz?
İki milyar ümmet ve dünya.
Gücünü birleştirip, neler yapıp.
Anne! Bize uyanış lazım
Silkiniş, kendimize geliş lazım.
Anne, bize mecazi veya gerçek
Yollara düşüş lazım
Anne sular yükseldi alarmlar,
Sirenler çalıyor.
Anne, melekler utandı.
Zulümler oluyor, alçaklıklar oluyor
Anne! İnsanlık ölüyor,
Biz ölüyoruz,
Kişiliğimiz ölüyor.
Sünepe olmak yok.
Anne, ya şeref ve izzet,
Ya zillet.
Anne, bizi affet
Kudüs’e sefer var, gidiyoruz.
Anne! Sular yükseldi
Artık yürekler kaldırmıyor
Anne, yollara düştük.
Bütün yeryüzü Kudüs’e gidiyoruz.
İnsanlığı ihya ve ayağa kaldırmak için Kudüs’e gidiyoruz.
Ümmet canlandı kendine geldi
Yeryüzünün çerağ ordusu.
Onun içinde bulunmak ne şeref.
Halbuki ne şeref.
Bilseydi bunu bilmeyenler
Koşarak gelirlerdi.


(Abdülhamit Aşkeri, Divanı Aşk Kudüsname )

https://www.instagram.com/abdulhamitaskeri/

Divan-ı Aşk: Aşıklar Çeşmesi

Selam size ey âşıkân !
İçelim isterseniz çeşmeyi âb-ı aşktan
Birer birer başlayalım hemen
Türlerini aşkın anlatmaya
Olmuş anahtarı, aşkla başlayışlar

Perdedârı penc-i per-i aşk
Küncü kalemkâri kündekâri aşk
Küncü sünbülü kalemkâri aşk
Ruhsarı riştedârı bülbülân-ı aşk
Kevserkeran coşkun aşķ
Semtinde bermin hisseyâbı, hisse-i aşk
Resanehârında bülbüllerin, âh-ı aşk
Elestte lütfedilmiş bu, hubbi aşk.
Kûy’inde derûnî kalemkeşi aşk.
Deminde soğumadan muhabbeti, hubbül aşk.
Ve minel mana ve minel demi, hüsnü aşk.
Civarında geçmededir, cengi cevelâni ırmak ırmak aşk

Kalem çizer, tablo gelir; açılır sahife sahife,

Yazar kalem, hisseder insan.

Macera-i mavera-i aşk, hübbü aşk
Kendinden geçmededir, cümle canlı,
Geldi mi aşk mevsimi, bâharân-ı aşk,
Güzerân etmededir güzellikler, hübbül feverânı aşk
Ârifa! Aşk iklimi etme bîzar, ol bîdar
Bu hissedârı ceyş’ül aşk.

Sıra sıra, nokta nokta, berzah her yer
Ve âlem, âlâmı bırak; Allah var gam yok
Hübbi sünbüli sükkeri aşk
Ceyşül aşk, ceyşül vefa, ceyşül hikmet, minel vefa. Sünbülât-ı, sükkeri,hüd hüdi, bülbülân-ı, küheylân-ı, kündekâri aşk’ül aşk ve mine’l ahsen. Teşbihi sükker-i sidre-i aşk, müntehî aşk.

Dostun dosta kavuşması vâsılânı visali, vüsulânı aşk.

~

Aşk aşka kavuşmuş, berminde aşk aşk olmuş, sözü sübhân-ı aşk olmuş.

Tesbih tesbih dizi dizilmiş, firkatı aşk olmuş, köz köz dizi dizi, melha menba aşk olmuş, kuşe-i uzletgâhı aşk olmuş berminde, sükkânı sükkeri aşk olmuş, dizi dizi, inci inci, mücevher bezminde, mücevheratı âşıkânı uşşâkan olmuş. Söz mahmideti Mustafa’ı miski anber’ul aşki aşk olmuş.

Mahfelan gece, dizi dizi, uzletkerânı, izkerânı, sükkarkâr olmuş, dizge-i aşk. Söz kertesin aşalı bergârı, perküri, perlütuf aşk olmuş, inci inci sadef sadef olmuş, gül efşan olmuş, yürek olmuş, duy olmuş, dolu olmuş, sevdayı aşk olmuş, uşşak olmuş, dizgeyi, dizgerânı aşk olmuş, dizin dizin olmuş, perdedârı perdeyi perde-i aşk olmuş ,verayı verdedayı aşk olmuş, günü günbetgi hoş olan, hoşu hoş kalan aşk olmuş.

Tahtessera ve minel verâ-ı, veradan, verdetül aşk veş şevk vel cuyûş vel ceyş olmuş,şekeri sükkeri, şâkirânı, bülbülânı bülbülü aşkü vü veştü vu mihneti Muhammedi-i aşk olmuş.
Ve yayılmış cümle cihana, misk olmuş aşk.

Muhammedi gül olmuş, tebessüm olmuş, tebessümi aşk olmuş ve âteş almış, hâlelenişinde aşkın, cümle cihanı can olmuş, ışk olmuş, âşık olmuş; hüsün bezminde, hissedârı, hüzünvâri aşkı olmuş ,Cennetî bir aşk, muhabbetî, cemâli bir aşk. Ve tutuluş ona aşkül aşk, uşşakil uşki olmuş ve bir vâveylâ kopmuş, âşıkın iç aleminden. Hubbe-i sükkeri hubbül aşk vel vefa olmuş veda tepelerinden, aşkül eri, ki olmuş minel vefa olmuş, yâri gâriden olmuş. Yâr-i gâri olmuş, aşk-ü gâri olmuş, gâr-i gâri olmuş, yâr-i yâri olmuş. Peygamberân-ı seyyidân Resulullah’a muhabbetân-ı aşk olmuş, ümmetin aşkı olmuş, sevgisi çok olmuş, Resulullahi âlişan. Âlem ki Hz. Muhammed aleyhisselam sevgisinden yaratılmış, sevgi kainatı olmuş kâinat, âlem. Hübbül aşk ve minel vecd ve istiğrak oluşu kaplamış her yeri, ümmeti. Hübbül aşk. Aşkı Peygamberî’den neşet etmiş ve bayrak bayrak dağılmış, aşk aşk diye bölüşülmüş ve yeryüzünde bir aşk var ki kaynağı olmasın Muhammedi(sav). Çünkü hürmetine bütün aşklar Muhammediyyül aşkadır, tüm kainattaki varlıktaki.

Lügatçe

Penc: Beş.
Per: Kanat.
Künc: Köşe, bucak
Kalemkâri: İnce nakkaşın elinden çıkmış.
Kündekâr: Sedefçi, kıymetli ağaçları işleyen marangoz.
Ruhsar: Yanak, çehre, yüz.
Rişte: Tel, iplik, hayt.insan topluluğu.
Berm: Hıfz etme, hatırda tutma, ezberleme.
Resanehâr: Hasret çekici.
Bîzar: Bıkmış, usanmış, bezginlik.
Bîdar: Uykusuz, uyanık.
Hüd hüd: Bir kuş ismi, çavuş kuşu veya ibibik.
Kûy:karye,mahalle,sokak,yol,semt
Dem: An, vakit, saat.
Kevser: Cennet ırmaklarının kaynakları. Cennette bir havuz veya nehir.
Hub: Sevgi, muhabbet, bağlılık.
Minel manâ: Manadan
Minel demi: Zamandan
Hüsn: Güzellik
Elest: Rabbiniz değil miyim? Mealinde olan ayeti kerimenin kısaltılmış ifadesidir, bezmi elest, kâlu belâ.
Mavera-i : Öteye ait, diğer âlemle alakalı.
Perde: Bir müzik parçasını meydana getiren seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi.
Perverân: Yetiştirenler.
Kalemkeş: Yazan, yazıcı, çizen.
Güzerân: Geçme, geçiçi, geçiş.
Perveri: Terbiye ediş.
Cevelan: Dolaşma, kaynama, yerinde duramayıp gezme.
Ceyş: Ordu.
Cenk: Harp, savaş, kavga.

https://www.instagram.com/abdulhamitaskeri/

KUDÜS BİZİ ÇAĞIRSIN!- 2

Kudüs bizi kanatlandırır!
Aşka, şevke getirir; uçurur!
Kudüs bize kanat çırptırır, arşa uçurur!

Kudüssüz sevgi, sevgi değildir!
Aşk, aşk değildir!

Kudüssüz geçen günler, iyi günler değildir!

Kudüs aşkıyla ıslandık, heyecan duyduk!
Taze ve teravetli olduk, dipdiri ve canlı kaldık!
O, bizi canlı tuttu. O, bizi heyecanlı tuttu!
O, bize şevk getirdi, aşk getirdi!
O olmasaydı çok mahrumduk!
O olmasaydı yoktur. O, bize canlılık ve heyecan kattı!
Canlılığımıza canlılık kattı!
O, bize canlılık ve neşe kattı!
O bize âb-ı hayat sundu.

O, bize ölümden gerçek diriliş busesin kattı!
O, bizi canlılığa ve şevke itti!
O, bizi heyecana itti!
Gençliğimizi canlı ve diri kıldı!
Onun sayesinde Rabbim bize,
Gençlik, dinçlik verdi.
Onun sayesinde aşk kasesin tattık belki.
Belki onun sayesinde neler lütfedilecek.


Aşk menzilesine girdik.
Artık kağnı hızı değildir hızımız!
Hızımız, hızdan hızlıdır artık!
Sevgimiz, sevgiden fazla!
Aşkımız, aşktan fazla!
Coşkumuz, coşkudan fazla!
Taşkımız, taşkıdan fazla!
Zira menzili maksuda, eğlenenler gidemez!
Yolda meşgul olanlar, yolda kalırlar.
Ondan gayrısı yoktur!
Cûş-u huruşu çoktur.
O, ilk aşkımızdır; gözümüz görmez başka.
Mekke, Medine’den sonra Kudüs’tür
Ağır duranlar kaybederler!
En seri olanlar kazanırlar bu dem.
Oldu bu dem, ol fırsat bu fırsat.
Sakın fırsatları zâyi etme Arif!
Sakın her ânını talan etme Arif!
Aklını fikret de ona göre davran
Tefekkür et!
Zira visale az kaldı, seri et!

(Abdülhamit Aşkeri, Divan-ı Aşk Kudüsname)

https://www.instagram.com/abdulhamitaskeri/

KUDÜS BİZİ ÇAĞIRSIN!


Sevgi kaseleri dolsun, taşsın!
Âşıklar içsin kana kana,
Dervişler dönsün yana yana,
Aşk ehli muhabbetin koysun,

Fenâya ersin, fenâyı bulsun!
Yandıkça yansın ve yansın!

Yeter artık sevgililer, sevenler!
Kudüs bizi çağırsın!
” Gel ” desin gidelim!
Burada durup ne edelim?
” Hadi varın ” desinler, varalım!
Aşk-ü şevke erelim!
Daha ne diye duralım!
Ey âşıklar, ey yiğitler, ileri!
Arş yiğitler, ileri!
Kudüs bizimdir bizim!
~
İnsan yaşasın da ne etsin?
Boş boş gayesiz ne etsin?
Kudüs bizi çağırıyor!
Koşup gidelim,
Coşup taşalım!
Arş yiğitler, ileri!

Kudüs bizimdir, bizi çağırıyor!

Kudüs bizi çağırıyor anne!

Ben Kudüssüz yaşayamam.
Ey Arif! Sevgisini verenlerden ol!
Kendinden geçenlerden ol!
Bulacağını bul, alacağını al!
Sevgiliye gidenlerden ol!
Varsın gafil bilmesin,
Varsın eleştirenler eleştirsin,
Ne gam!
Ben Kudüs’ümü isterim!

Kudüs aşknamedir.
Aşk mektebinin ilk harflerini anda öğrendik,
Şevke geldik.

Şevklendikçe şevklendirir,
Kudüs aşka getirir,
Coşar, taştırır,
Kudüs kendinden geçirir,
Bulacağını bulsun diye.

O aşk hengamında hodgam olma!
O şevk hengamında yaşayacağını yaşa,
Alacağını al!

( Divanı Aşk Kudüsname, Abdülhamit Aşkeri)


https://www.instagram.com/abdulhamitaskeri/

Zümrüdüanka

Saklı defterden sırrı esrar yazdı kalem…
Sır hududun dikkat etti kalem…
Daha ötesi namahremler olabilir. Aktarmadı kalem. Hudutlar çiğnenmedi. Ötesine geçmedi kalem. Saklı defterden müsaade olunduğu kadar aktardı kalem. Kalem, insanın alemidir. Alem, İslam’ın şiarıdır. Alem, âlemin anahtarıdır. Alem namustur, Kudüs’te namustur. Kudüs’te namustur, Mekke Medine’den sonra.

Saklı defterden saklı inciler, saklı yazılar, saklı deniz, saklı mücevherler. Saklı defterden saklı yazılar, Kudüs saklı yazılar, özel güzel yazılar, Kudüs yazılar, namahremler okumasın diye dikkatli yazılar, Kudüs yazılar, hep yazılar hep Kudüs yazılar.

Saklı defterden yazılar, saklı hazineler, inciler. Saklı defter, saklı hazine, sır saklı hazine, sır saklı Kudüs! Kudüs, Kudüs, yaşasın Kudüs, hür Kudüs, yaşasın bizim Kudüs, bizim Kudüs!

Aşkın ilk hecesini gergef gergef işleyelim ve dokuyalım. Anda güzeller libasın ve aşk dibasın ve dibacesin. Ve şimdi, gündem Kudüs Kudüs diyelim. Ve şimdi aşkı belirelim, nice belirişler olsun şeb-i yelda gecelerde.

Divan divan duralım ve edebin andalibi olalım. Ve aşkın cuşişi ve hoş oluşuyla şeb-i yeldayı bulalım; aşkın hecelerinde, hece hece söylenişlerinde.

Ta sabaha kadar ışısın şimal yıldızımız bizim de. Biz de; hece hece, gergef gergef, divan divan dokuyalım aşkı.
Aşkın Anka kuşu gelsin bize.
Bir kere daha uğrasın ve sonra bir daha ve sonra bir daha. Ve bir daha, ve, ve ….

Aşkın hecelenişin duyduk ve hissettik olalım. Ve sarsın tüm vücudumuzu, titretsin. Aşk bize canlılık, serilik ve hız katsın. Ve yudum yudum, katre katre içelim anı. Ta fecre kadar beliriş, belirişler. Ta fecre kadar, coşku, neşve ve neşe, ve, ve, ve …

Aşk divanı yazılsın da yazılsın. Ve yazılsın ve yazılsın ve yazılsın. Ne cümbüştür bu? Ne, ne ? Ve ne? Anka kuşu bir daha gelsin. Ve belirsin bizim orada. Kuşunu özlemle bekliyorum, gelsin belirsin, belirsin. Saklıdır amber, misk ve güzel kokular.. Ve anlatılmaz nice neler, neler, peygamberî güzel kokular.

Divan divan belirsin.
Özlem özlem belirsin tüm özlem ve muştularımız…
Ve açsın tüm güzellikler çiçek çiçek. Ve aşkın Anka kuşu gelsin. Ve artık aşkın Anka kuşu gelsin! Belirdi nice özlem, bu gece sabaha dek.

Nice anlatılmaz belirdi bu gece. Niceleri anlatmadı kalem…

Öteye geçmedi. Ama yaşar insan ama yaşar insan. Bak neleri neleri… Bir daha gelsin Anka kuşu, Zümrüdüanka… Bize bir daha uğrasın Zümrüdüanka.

Anka ki güzellikler memleketidir memleketi. Gelirse, o güzellikler memleketinden gelir. Ve gelir ve gelir… Onun memleketi çok güzeldir, kelamlarla anlatılmaz. Onu, bize sanki sevgili göndermektedir. O, sanki bize ne anlatmaktadır?

O Zümrüdüankadır. Güzeldir, rengarenktir tüyleri. Boyu-posu, gagası, kendisi uzuncadır. Ve kalın ve iricedir. O, heybetli ve güzellerden güzel, miselden meseldir. Onu görmek; hoşluk, güzellik ve şevkler katar. Ve sevinç verir ve huzur verir. O, sanki sevgiliden bize gönderilen mektuptur. O, bize gönderilendir. Sanki o, odur; bize gönderilendir.
Ondaki güzellikler ve özellikler saymakla bitmez.
Onu hep anlatır eskiler ve yeniler. Aşkın divanına girecek kişiler bunu böyle bilmeli, böyle düşünmeliler. Ve şimdi Kudüs’ü yaşamalı ve düşünmeliler. Yiğitler divanına; Zümrüdüanka, diyelim ” haydi ” bizi götürdü. Bizi neşe ve şevke gark etti. Erdemliler arasına aldı ve kattı. Ve kattı. Ve diyelim neler neler oldu? Vardı götürdü. “Haydi” desinler, nice yiğitler, erler vardır, aşkı orada hece hecelendiler. Ve yiğitler, yiğitlik pusatını kuşandılar. Ve ol yiğit, ol küheylan atlarına bindiler.

Dediler: ” Haydin! Aşkın ülkesine sefer edelim.” Dediler: ” Haydin Kudüs’e sefer var. ”

Gece boyu çıktılar ve aktılar ve aktılar… Sayısız, misalsiz, meselsiz yiğitler. Ah yiğitler! Gözler, hep onların arasında olmak ister. İster. Ah, Anka kuşu aldı götürdü; hecelerden hece betirdi. Aşkı bize bol bol, yudum yudum içirtti oldu. Ve ol yer bulunduğumuz yerden yerler idi. Kase kase sevgi kaseleri vardı. Sabaha kadar içirtti. Ol yerde, ol erler arasında, ol yerlerde olmalı. Ol gecelerde nice belirişler, hızla. Nice ve niceler oldu. Divanda; nice duygular, nice aşk yazılır. Nice mertlik, yiğitlik ve Hz. Hamzalık duygu ki; o ne keskin bakış, ne kartal bakış ya Rabbi! Ya Rabbi, bu erlerde kim, nereden çıktılar? Ya Rabbi, bu ne heybet! Bu korku veriş, bu ne hal ya Rabbi… Aman ya Rabbi?

Haydi, diyelim Anka kuşu bu gece bizi nerelere aldı götürdü? Aman ya Rabbi; o ne keskin erler, o ne kararlı bakışlı yiğitler! Aman ya Rabbi, o ne uzun boylu kaftan gibi sırtlarında elbiseler. Melekler gibi yiğitler. Yoksa bunlar melek mi? Melekler bunlar mı?

Ya Rab, nefessiz kaldım!

Ya bu ne ürperti verici hal?

Ya Rab, bu ne yiğitlik, bu ne güzellik, bu ne özellik? Ya Rab, bunlar kim? Bunlar kim? Bende onlardan olsam ya inşallah. Bende yiğitler divanında dursam, aşk eri olsam, bende bu yiğitlerden olsam ya! İnşallah lütfet ya Rabbi!

Aman ya Rabbi! Bunlar ne cesur, ne hızlı, ne şimşek gibi insanlar ya Rab? Haydi, yine Anka kuşu aldı bizi götürdü onlara.

Ya Rab! Haydi diyelim bu nasip oldu. Ne büyük nasip bu ya Rab!

Ya Rab! Bu meydan, bu izzet! Bu ne topluluk ya Rab!

Ya Rab, bu gece iliklerime kadar hissettim, onlar mıydı yoksa?

Ya Rab! Ben onları çok sevdim onlardan et! Ve ayırma onlardan beni, bir daha lütfunla, lütfunla Allah’ım!

https://www.instagram.com/abdulhamitaskeri/


Sevmemizi istemişse Yaradan, seveceğiz! Ölmemizi istemişse Yaradan, öleceğiz!

Kalem akar, yazı akar, mana akar, nehir akar, hikmet akar, deniz biter, Kudüs bitmez. Dünyayı, ukbayı, arşı, levhi, kalemi, âlemi, varoluş sırrını, insanlığın serüvenini içine alış ve daha neleri, neleri… Ondan dinlenir. Ki, o serencamı dinlemeyen, Kudüs’ü dinlemeyen, onda olmayan, onu yaşamayan neyi ve neyi bilir ki?
Aşk-u şevk ondadır, şevk-ü hararet ondadır, onda nice vetireler. Ondadır cennet muştuları. Anda yazar kalem aşkı, anda yazar kalem şevki. Ânında türlü türlü safhaları var. Ondadır türlü türlü hikmetler, ondadır türlü türlü yaşayışlar. O, hem kim kendini sever; o, kendini sevene kendini açar. Ondadır türlü türlü sırrı esrar. Bitmez! Denizler deryalar biter. Kudüs bitmez! Dünyaya sırlar mahzeni oradan açılır. Mekke, Medine’den sonra oradan açılır.


Sevmemizi istemişse Yaradan, seveceğiz!
Ölmemizi istemişse Yaradan, öleceğiz!


Kudüs’ü isteriz, başkayı değil. Kudüs illa Kudüs. Ah Kudüs! Oradan türlü türlü hikmet buhurdanı saçılır. Kaynayan nur kazanı içinde mest olunur geçilir.


Ah Kudüs! İlla Kudüs.


Ay, mehtap gecenin mahviyeti içinde mahvi. Nurani güzel. Nice sırlar, nice ah neler neler… Hafif sisli, örgülenmiş mahviyet. İçinde nice erler gizli. Nice manevi veli erler nice sırlar, nice sırlar… Nice halvet, nice itikâfa girişler… Ol hecede nice gülüşler, nice gülüşler. Kudüs! Kudüs! Ol tempo, ol kendinden geçişler, kendinden geçişler. Kudüs menzilesinden geçişler… Aşk-ı hakikiye varışlar yeridir. Nice menfezler vardır. Nice ve dahi nice niceler orada vardır.ki ziyası şemsden daha ziyalıdır. Hisseder gönüller. Orada misafiridir insan Mevla’nın. Ora farklı yer, bura bilmez. Başka her yer mest-ü hayrân etmez. Mekke, Medine, Kudüs misali âlemdir, ol yer Rabbimize vuslatta. Ol yerde gönüller sıcaklık hisseder. Ol yerde yüzlerde güller, gülücükler… Ve yüreklerde pır pır edişler… Ve nice sırlar açar, akar. Ta ol yerden cenneti âlâya varır. Neler neler, gölcük-i denizler. Yürekler onu ister, içtikçe hararet artar.


Bitmez, bitmez! Biter her şey. Bu sevgi bitmez.

Ta ol ucu Rabbanidir, kutsidir. Nereye dayanır bilinmez. Bilinmez de oradan gelinmez. Kudüs, buradan görünürcesine hissedilir de neden bilinmez, bilinmez. Gözucuyla her gün Kudüs’e bakarız. Sevgisini koyar silüetin bakarız. Neden bilinmez, neden bilinmez, her gün Kudüs’e bakarız.
Ah! Nazenin sevgili, derin ahlar sanadır. Nice tutkular, tutkular sanadır. Nice namahremler dalmış oraya. Nice zelil kavim orada tepinir. Bu hali görünce, aklım fikrim tepinir. Onları oradan def etmeden burada yaşayamam. Aşk-ı hülyayı burada yaşayamam.
Haydi insanlık! Haydi ümmet-i Muhammet! Hep birlikte oradayız.
Şimdi sevgiliyi ve emanetleri kurtarma hengâmındayız. Bundandır bütün projelerimiz, uykularımızı kaçıran aşklarımız. Bundandır geceler boyu uykusuzluğumuz, geceleri aydınlatan ışıklarımız bundandır. Ta sabaha kadar nice aşkla beliriş. Gözümüzün ışıması bundandır. Bizi sabaha kadar ayakta tutan budur. Budur, hayatın anlamı budur.

(Abdülhamit Aşkeri, Divan-ı Aşk Kudüsname, Bölüm 1)

https://www.instagram.com/abdulhamitaskeri

İlk Gönderiye Dair

İlklerden iliklere…

Allah’ın evi esaret altındayken, Selahaddin nasıl kendi evinde yatar?

– Selahaddin Eyyûbî

Bu sitenin amacı, medeniyetimizin yeniden inşasında fikirler, projeler oluşturmada katkı sağlamak, öncelikli davalarımızı gündemde tutmak.

İlk yazımda Divan-ı Aşk Kudüsname eserimin birinci bölümü yer almaktadır. (https://abdulhamitaskeri.art.blog/2020/02/11/sevmemizi-istemisse-yaradan-sevecegiz-olmemizi-istemisse-yaradan-olecegiz/)

Yeni güncellemeler yayınladığımda bilgilendirilmek için aşağıdan abone olun, takip edin.

https://www.instagram.com/abdulhamitaskeri/

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın